KARGO BEDAVA
4.8 (214 yorum)
99,00 TL KDV Dahil

I. KÜLTÜRÜN ANLAMI VE ÖĞELERİ

Kültür: Bir toplumun kendine özgü yaşama tarzına kültür denir. Yaşama tarzı içindeki davranış, düşünüş tarzı, alışkanlıklar, ahlâk, inanç, sanat, bilgi, hukuk, töre vs. o toplumun kültür bütünlüğünü oluşturur. Kültür, bir toplumun ortaklaşa meydana getirdiği, benimsediği, kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve manevi öğelerin (unsurların) tümüdür.

a) Maddi kültür:
 İnsanların yaptığı ve maddi varlığı olan her şeydir. Kitaplar, otomobiller, yollar, sanat ürünleri (cami, köprü vb) gibi somut, elle tutulur nesneler kültürün maddi öğeleridir.

b) Manevi kültür: İnsan ürünü olup ancak maddi bir varlığı olmayan unsurlardır. Örf, adet, gelenek, görenek, eğitim, din, ahlak gibi unsurlar kültürün manevi öğeleridir.

Kültürün üç boyutu vardır:
1. Bilişsel boyutunu (kognitif) değerler, değer yargıları, inançlar, anlamlar, referans noktaları,
2. Davranışsal boyutunu (normatif) yazılı ve yazısız bütün kurallar, tutum ve davranışlar,
3. Maddi boyutunu ise her türlü araç-gereç, coğrafi şartlar, doğal kaynaklar oluşturur.

II. KÖKLEŞMİŞ KÜLTÜR İÇERİKLERİ

Örf, adet, gelenek ve görenekler maddi olmayan kökleşmiş kültür öğeleridir. Örflerin yaptırım gücü fazla olup, kimi yörelerde kanun gibi işlev görmektedir. Kan davası bir örf örneğidir. Adet, uyulması zorunlu olmamakla beraber toplumsal baskı sebebiyle uyulan normlardır. Bayram ziyareti bir adettir, birey bunu yapmak zorunda değildir ama bayram ziyaretini yapmayan birey kınanır veya ayıplanmayla karşı karşıya kalabilir. Gelenekler, kuşaktan kuşağa aktarılan, toplumsal bütünlüğü sağlayan, yaptırım gücü örf ve adetlere göre daha zayıf olan davranış kalıplarıdır. Kına gecesi ve sünnet düğünü birer gelenektir. Görenekler, yaptırım gücü çok az veya hiç olmayan yöresel davranışlardır. Daha çok insanların birbirlerini görerek taklit etmesiyle oluşur. Teşbih çekmek, bıyık bırakmak birer görenek örneğidir.

III. KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ

1-) Kültür sonradan öğrenilir ve öğretilir. İnsanlar doğuştan kültürleriyle birlikte doğmazlar.
2-) Kültür, tarihseldir. Kültür, toplumda belli bir süreçte ortaya çıkmıştır.
3-) Kültür göreli bir sürekliliğe sahiptir. Kültür kuşaktan kuşağa aktarıldığından süreklilik gösterir. Kültürün aktarma aracı dildir. Dil kültürün en önemli unsurudur.
4-) Her toplumun kendine özgü bir kültürü vardır. Bu bakımdan evrenseldir.
5-) Kültür, toplumdan topluma ve zamanla değişmektedir. Kültür unsurları ihtiyaçtan doğduğundan ihtiyacı karşılamayan kültür unsurları zamanla değişime uğrar. Bir toplumda sanayileşmeyle birlikte çekirdek ailenin yaygınlaşması zamanla değişmesine örnektir.
6-) Kültürün maddi ve manevi unsurları vardır. Teknoloji, binalar, araç - gereç vs. kültürün maddi; inanç, değer, ahlâk, töreler vs. kültürün manevi unsurlarıdır. Bu unsurlar karşılıklı etkileşim halindedir ve birbirini etkiler.
7-) Kültür toplumsaldır. Kültür unsurlarıyla birlikte insan eseridir. İnsanların olmadığı yerde kültürden söz edilemez. Buna göre iklim, bitki örtüsü vb. kültür unsuru değildirler. Ancak
doğa şartları olarak kültürü etkilerler.
8-) Kültür birleştirici ve bütünleştiricidir. Kültür, toplum üyelerince ortaklaşa paylaşılır. Aynı inançları paylaşan, aynı dili konuşan, vatanını koruyan insanlarda kültürel bir birlik vardır.

IV. KÜLTÜRÜN İŞLEVLERİ

1-) Bireylere, gruplara, toplumlara yaşam için gerekli davranış kalıpları (değerler, yazılı ve
yazısız normlar) sunar.
2-) Kökleşmiş kültür içerikleriyle (örf, adet, gelenek ve görenekler) bireye toplumsal bir kişilik kazandırır.
3-) Bir toplumda, kültürün temel değerleri birey ve gruplara benimsetilerek toplumsal bütünlük ve uyum sağlanır.
4-) Grupları, toplumları, ulusları birbirinden ayırır, onları kendilerine özgü kılar. Mesela; bir ülkedeki turist ile o ülkenin halkını ayırt etmemiz gibi.
5-) İhtiyaçlara göre şekillendiğinden, ihtiyaçların giderilmesini sağlar.
6-) Toplum öğelerini birbirine yaklaştırır ve dayanışmayı sağlar.
7-) Kişilerin toplumsal davranışlarının düzenli olmasını sağlayarak, toplumsal düzeni oluşturur. 

V. KÜLTÜRE KATILMA BİÇİMLERİ

İnsanın içinde yaşadığı toplumun kültürünü kazanma ve kazandırma sürecine kültürel katılma denir. Kültürü kazanma, içinde bulunulan toplumun değer yargılarının ve genel kabullerinin benimsenmesi demektir. Buna “kültürlenme (kültüre katılma)” de denmektedir.
Kültürün kazanılması bir “sosyalleşme” sürecidir. Yani kültürün kazanılması sosyalleşme yoluyla gerçekleşir. Kültürel katılma üç şekilde gerçekleşir:

1. Kültürün genel unsurlarına katılma: Birey, içinde bulunduğu toplumun ana dilini, giyim tarzını, inanç sistemini, değer yargılarını, genel davranış kalıplarını öğrenerek bu genel unsurlara katılır. Kültürün genel unsurlarına katılma kendiliğinden gerçekleşir ve uyulması zorunludur.

2. Kültürün özel unsurlarına katılma: Birey ilgi, ihtiyaç, istek, çıkar veya dünya görüşü gereği toplumsal gruplardan birine veya birkaçına katılmasıdır. Mesela; bireyin öğretmen, asker, berber, hemşire gibi mesleklerden birini seçmesi.

3. Seçenekler yoluyla (değişkenler aracılığıyla) kültüre katılma: Bireyin zorunluluk sebebiyle değil de toplumun kendisine sunduğu değişik seçeneklerden kendi isteğiyle bir seçim yapması sonucu gerçekleşen kültürel katılımdır. Mesela; istediği bir partiye, sendikaya veya bir sanatsal etkinliğe katılması kendi isteğine bağlıdır.

VI. KÜLTÜRÜN TEMEL KAVRAMLARI

1. Alt kültür: Bir toplumun ana kültürü içinde yöresel olarak paylaşılan kültürlere denir. Yani kültürün kendi içinde alt birimlere ayrılması ve bölgesel farklılıklar göstermesidir. Mesela; Karadeniz ve İç Anadolu bölgesindeki yaşama biçimindeki farklılıklar alt kültürdür.

2. Popüler kültür: Halk tarafından seçilen, sevilen, halka ait anlamına gelen kültürdür. Kalıcılığı olmayan, profesyonelce kurgulanmış, işlevsel kaygılar gütmeden üretilip yaygın hale gelmiş ve kabul görmüş hızlı tüketilen kültürdür. Yani kısacası belli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültürel özelliklerin bütünüdür. Mesela; kurtlar vadisi.

3. Halk kültürü: Halkın kendiliğinden doğa ve toplumsal çevresiyle kurduğu ilişkilerin bir uzantısı olarak ürettiği, yaşattığı ve katıldığı kültürdür. Kısacası halk kültürü hayatın yaşanma biçimine ilişkin ortak tecrübelerine dayanan kültürdür. Yani halk kültürüne dair unsurlar gerçek yaşamla sıkı  bağlara sahiptir. Mesela; halk oyunları, halk türküleri, gelenekler, adetler, töreler belli bir yaşam biçiminin karşılıklarıdır. Halk kültürü, popüler kültüre göre daha kalıcıdır. Halk kültürünün unsurlarını yeniden üreten ve bunları ekonomik kazançlar adına yapan profesyoneller bulunmaz.

4. Baskın kültür:
 Bir toplumda var olan farklı kültürler içinde egemen olan, en çok kabul gören, benimsenen, yaşanan yaygın kültürdür.

5. Kültürleme: Bireyin doğumdan ölüme kadar toplumun istek ve beklentilerine uyacak şekilde etkilenmesi ve değiştirilmesidir.

6. Kültürlenme: İki farklı kültürün karşılaşmaları ve etkileşimde bulunmaları sonucu kendi kültürlerinde olmayan yeni bir kültürel bileşime ulaşmalarıdır. Mesela; Bulgaristan’dan gelen göçmen ailelerin yerleştirildiği köyler civarında bir süre sonra Türklerle karşılıklı etkileşim sonucunda, ne Bulgar ne Türk kültüründe olmayan yeni davranış örüntüleri ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda ülkemizde hızla gelişip yayılan ve ulusal boyutlara ulaşan arabesk, gecekondulaşma olguları da birer kültürlenmedir.

7. Kültürleşme: Farklı kültürlerin karşılıklı etkileşimi ile gerçekleşen serbest kültür alış-verişidir.

8. Kültürel değişme: Yaşama tarzı olan kültürün, zaman içinde toplumdaki farklılaşmasıdır.

9. Kültürel yayılma: 
Bir kültürde ortaya çıkan kültür unsurlarının başka kültürlere yayılmasıdır. Mesela; Televizyonun, Amerikan futbolunun yayılması gibi.

10. Kültür emperyalizmi: Bir ülkenin ekonomik ve siyasî çıkarlarını gerçekleştirmek için başka ülkelere uyguladığı yayılmacı kültür politikasıdır. Özellikle, ekonomik ve askerî alanda güçlü olan ülkeler, diğer ülkeleri sömürmenin yolu olarak emperyalist kültür politikaları geliştirip uygulamaktadırlar.

11. Kültürel yozlaşma: İşlevlerini yitirmiş kültür unsurlarının varlığını biçimsel olarak yaşatmaya çalışması ve yerine yenilerinin konulamaması durumunda ortaya çıkan duruma denir. Kültürel yozlaşma, kültür emperyalizmi ve kültürleşme sonucunda, bir toplumun, kültürel öğelerinde bozulma başladığı zaman ortaya çıkar.

12. Kültürel asimilasyon: Bir kültürün başka bir kültürü egemenliği altına alarak kendine benzeterek yani kendi içinde eriterek onu yok etmesidir. Asimilasyon, kültür emperyalizminin gizli ya da açık olarak izlediği zora dayalı politikaları ile gerçekleştirilmeye çalışılabilir. Bu duruma zorla kültürleme adı verilir.

13. Kültürel çatışma: Farklı kültürlerin veya alt kültürlerin karşılıklı çatışmasıdır. Bir kültüre diğer kültürlerden (dışardan) giren bazı öğelerin, toplumdaki bazı gruplar ve bireyler tarafından benimsenmemesi sonucu ortaya çıkar. Kültürel çatışma, vurma, kırma, hor görülme olarak ortaya çıkarsa kavga ve teröre neden olabilir.

14. Kültürel şok: Bir kültürden başka bir kültüre geçen bireylerin yeni kültüre ayak uyduramaması sonucu ortaya çıkan çatışma ve bunalımlara denir. Mesela; Türkiye’den Almanya’ya giden ilk işçi ailelerinin içine düştüğü durum.

15. Kültürel merkeziyetçilik (etnosantrizm): Kişinin kendi kültürünü, temel alarak, diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesidir. Aşırı merkeziyetçi görüş karşılıklı anlayışı ve hoşgörüyü kabul etmez. Mesela; ırkçılık etnosantrik bir görüştür.

16. Kültürel çözülme: Kültürün maddi ve manevi unsurlarının birbirine uyum sağlayamaması halinde veya değişme hızlarının dengesizlik oluşturması durumunda yaşanan durumdur. Başka bir deyişle toplumu ayakta tutan inanç ve değer sistemlerinin etkisini kaybetmesi, toplumsal kurumların yeni norm ve değerlere uyum sağlayamaması durumudur. Mesela; toplumda suç oranlarının fazla olması kültürel çözülmeye işarettir.

17. Kültürel gecikme: Kültürel unsurlarının (maddi ve manevi) değişme hızının aynı olmamasından doğan ve bazı unsurları hızla ilerlerken bazılarının geri kalmasından doğan dengesizliktir. Genelde maddi unsurlar hızlı değişirken, manevi unsurlar daha yavaş değişir ve kültürel gecikme gerçekleşir. Özellikle bir buluş ya da üretilen bir teknolojik araç o ülkeye hızlı ve ani bir şekilde girdiği zaman toplumda hızlı değişmelere neden olmaktadır. İşte bu hızlı değişimin sonucunda kültürel gecikme durumu ortaya çıkmaktadır.