KARGO BEDAVA
4.8 (214 yorum)
99,00 TL KDV Dahil

Akıl yürütme, daha sonradan bizi sonuca götürecek bir düşünceler dizisini inşa etmekte kullanılabilecek ifadelerin hakikatinin saptanmasına dayanır. Bugün bu bize apaçık görünebilir, ama akılcı bir tartışma inşa etme fikri felsefeyi ilk filozoflardan önce mevcut olan batıl ve dini açıklamalardan ayırmaktaydı. Bu düşünürlerin, fikirlerinin geçerliliğinden emin olmak için bir araç geliştirmeleri gerekiyordu. Onların düşüncelerinden, zaman içinde yavaş yavaş gelişen bir akıl yürütme tekniği olarak, mantık doğdu.

Önceleri sadece bir tartışmanın tutarlılığının olup olmadığını analiz etmek için yararlı bir gereç olan mantık, kurallar ve düzenler geliştirdi ve çok geçmeden giderek genişleyen felsefe konularının başka bir dalı olarak kendi başına bir alan haline geldi. 
 

Felsefenin büyük kısmı gibi mantığın da bilimle ve özellikle matematikle yakın bağları vardır. Mantıksal bir argümanının temel yapısı, bir önermeden yola çıkıp bir dizi basamaktan geçerek sonuca ulaşan matematik kanıtınınkiyle aynıdır. Bu nedenle filozofların apaçık, inkâr edilemez örnekler için matematiğe başvurmaları ya da Pisagor'dan Rene Descartes'a ve Gottfried Leibniz'e kadar büyük düşünürlerin çoğunun aynı zamanda başarılı matematikçiler olmalarında da şaşırtıcı bir yan yoktur. 

Her ne kadar mantık, felsefenin en kesin ve "bilimsel" dalı, her şeyin doğru ya da yanlış olduğu bir alan olarak görünse de konuya yakından bir bakış bu kadar basit olmadığını gösterir. 19. yüzyılda matematik alanındaki ilerlemeler mantığın Aristoteles tarafından belirlenen kurallarının doğruluklarını sorguladı, ama antik çağlarda bile Elealı Zenon'un ünlü paradoksları hatasız gibi görünen argümanlardan saçma sonuçlara ulaşmışlardı. 

Sorunun büyük bir kısmı felsefi mantığın, matematiğin aksine, sayılar ve sembollerin yerine kelimelerle ifade edilmesi ve dildeki doğuştan gelen anlaşılmazlıklara ve anlatım bozukluklarına açık olmasından oluşur. Mantıklı bir argüman inşa etmek dili dikkatli ve doğru kullanmayı, düşündüğümüz anlama geldiklerinden emin olmak için ifade ve argümanlarımızı test etmeyi ve başkalarının argümanları üzerinde çalışıyorsak sadece geçtikleri mantık zincirini değil, aynı zamanda kullandıkları dili ve vardıkları sonuçların tutarlılığını da analiz etmeyi gerektirir. 

Bu süreçten felsefenin 20. yüzyılda yeşeren yeni bir dalı, terimleri ve anlamlarını araştıran dil felsefesi ortaya çıkmıştır.