Şiir Nedir?

Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasına şiir denir. Şiir, bir ana duygu etrafında örgülenir. Diğer türler gibi şiir de bir plana sahiptir. Ancak her ölçülü ve kafiyeli metin, şiir değildir. Şiirde “duygu’ temel unsurdur ama duygunun dışında “düşünce” ve “hayal” de vardır. Şiirde “sanat” öğesi ağır basar. Bu bakımdan şiirde sözcük seçimi öne çıkar. Aslında şiir, sözcüklerin ahenk oluşturacak şekilde bir araya getirilmesinden oluşur.

Şiir yazana şair denir. Halk şiiri yazan ve bunu çalıp söyleyene de ozan denir. Günümüzde ise şair yerine ozan sözü de kullanılmaktadır.

Her şiirin bir başlığı vardır. Başlığın, şiirde anlatılanlarla uyumla olması gerekir. Şiirde her bir satıra dize (mısra) denir. Şiiri yazarken her dizenin başındaki harf büyük harfle yazılır.

Dört dizelik kümelere kıta (dörtlük) denir. İki dizeden oluşan kümelere de beyit adı verilir.

Şiiri, düz yazıdan ayıran ölçükafiyeuyak şeması gibi ahenk unsurları vardır.

A. Şiirde Ahenk Unsurları

1. Ölçü (Vezin)

Şiirde, hecelerin sayılarına ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk ve kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. İşte bu düzene ölçü denir. Edebiyatımızda hece, aruz ve serbest olmak üzere üç tür ölçü kullanılmıştır.

1.1. Hece Ölçüsü (Hece Vezni)

Her ölçü bağlı bulunduğu dilin yapısından doğar. Bu nedenle Türk dilinin doğal ölçüsü, hece ölçüsüdür. Hece ölçüsü, dizelerdeki sözcüklerin hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliği temeline dayanır. Şiirin bütün dizelerindeki hece sayısının eşit olması gerekir. Hece sayısının eşitliği, o dizenin ölçüsünü, kalıbını gösterir. Yedi heceli bir dizenin kalıbı, yedili; on bir heceli bir dizenin kalıbı on birli diye anılır.

Örnekler

Ateşten kızaran bir gül arar da
1  2   3   4 5  6    7    8  9 10 11
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi
1    2     3    4    5  6    7  8    9  10 11

Yukarıdaki dizeler, 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.

NOT  Hece ölçüsünde dizeler okunurken belli bölümlere ayrılır. Bu bölüm yerlerine durak denir. Durak, sözcükler bölünerek yapılmaz, sözcüklerden sonra yapılır. Şiirler “4 + 4 + 3 = 11”, “6 + 5 = 11”, “4 + 3 = 7” gibi duraklardan oluşabilir.

Örnekler
Uzun ince bir yoldayım
4              +           4         =    8 hece
Gidiyorum gündüz gece
4              +           4         =    8 hece
Bilmiyorum ne hâldeyim
4              +           4         =    8 hece
Gidiyorum gündüz gece
4              +           4         =    8 hece

Âşık Veysel’den alınan yukarıdaki dörtlük 8’li hece ölçüsü ile yazılmıştır. 8’li hece ölçüsü ile yazılmış bu dörtlük 4 + 4 duraktan oluşmuştur.

1.2. Aruz Ölçüsü (Aruz Vezni)

Hecelerin uzun veya kısa, kapalı ya da açık oluşuna dayanan hecelerin belli bir düzene göre sıralanarak ahengin sağlandığı nazım ölçüsüne aruz ölçüsü denir.

Türk edebiyatında aruzun kullanıldığı ilk örnek 11. yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig’tir.

Modern Türk şiirinde Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Ahmet Haşim ve Mehmet Âkif aruzu başarıyla kullanmışlardır.

Aruz vezninde kullanılan ulamalara vasi, vezin gereği kısa hecenin uzun gibi okunmasına imale, uzun hecenin kısa gibi okunmasına zihaf, uzun hecenin olduğundan daha uzun (bir buçuk hece) okunmasına med denir.

Aruz vezni bulunurken ünsüzle biten (kapalı) heceler çizgiyle, ünlüyle biten (açık) heceler noktayla gösterilir.

1.3. Serbest Ölçü

hece, aruz gibi herhangi bir ölçüye bağlı kalınmayan ölçüdür. Hecelerin açık veya kapalı olmasına ya da sayılarına bakmaksızın şairin tamamen kendi üslubuna göre yazmasıdır. Serbest ölçü, Türk şiirinde 1940’lardan sonra Orhan Veli Kanık ile yaygınlaşmaya başlamıştır.

Örnekler
Gemiler geçer rüyalarımda
Allı pullu gemiler, damların üzerinden
Ben zavallı
Ben yıllardır denize hasret
Yukarıdaki dizeler serbest tarzda, yani ölçüsüz olarak yazılmıştır.

2. Kafiye (Uyak)

Dizelerin sonundaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye (uyak) denir.

Örnekler
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol
Bu dizelerdeki “yol” ve “kol” sözcüklerinde “-ol” sesleri benzerdir. Dize sonundaki bu iki ses benzerliği kafiyeyi oluşturmuştur.

“Yarım, tam, zengin ve cinaslı” olmak üzere dört kafiye türü vardır.

Kafiye (Uyak) Çeşitleri

2.1. Yarım Kafiye (Yarım Uyak)

Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki tek ses benzerliğine yarım uyak denir.

Örnekler
  • Ve deniz aynı deniz
    O gülüşten eser yok yalnız
    Yukarıdaki dizelerde bulunan “deniz” ve “yalnız” sözcüklerindeki ortak ses “-z” dir. Dize sonundaki bu bir ses benzerliği yarım kafiyeyi oluşturur. 
  • Ben çektiğim kimler çeker
    Gözlerim kanlı yaş döker
    Yukarıdaki dizelerde bulunan “çeker” ve “döker” sözcüklerinin sonundaki “-er” sesleri iki sözcükte de aynı görev ve anlamda kullanıldıkları için “redif“tir. “-er” sesi dışındaki ortak olan “-k” sesi ise “yarım uyak”tır.

2.2. Tam Kafiye (Tam Uyak)

Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki iki ses benzerliğine tam uyak denir.

Örnekler
  • Söğüt giz fısıldar sayıklar meşe
    Ayık düş görür her bucak, her köşe
    Yukarıdaki dizelerde “meşe” ve “köşe” sözcüklerinde iki ses benzerliği vardır: “-şe” Bu iki ses benzerliği tam kafiyeyi oluşturmuştur.

2.3. Zengin Kafiye (Zengin Uyak)

Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki üç veya daha fazla ses benzerliğine zengin uyak denir.

Örnekler
  • Ne hoştur kırlarda yazın uyanmak
    Bulutlar ufukta beyaz bir yumak
    Yukarıdaki dizelerde bulunan “uyanmak” ve “yumak” sözcüklerinde “mak” üç ses benzerliği vardır. Bu da zengin kafiyeyi oluşturmuştur.

2.4. Cinaslı Kafiye (Cinaslı Uyak)

Dize sonlarında yazılışları aynı, anlamları farklı olan sözcükler cinaslı uyak oluşturur.

Örnekler
  • Niçin kondun a bülbül
    Kapımdaki asmaya
    Ben yarimden vazgeçmem
    Götürseler asmaya
    Yukarıdaki dizelerde “asmaya” sözcüklerinin yazılışları aynı, ama anlamları farklıdır. İlk sözcük bitki çeşidi olan “asma”dan bahsediyorken diğer sözcük, idam anlamındaki “asmak” eyleminden bahsetmektedir. İşte yazılışça aynı, anlamca farklı bu sözcükler cinaslı kafiyeyi oluşturmaktadır. 
  • Madem çoban değilsin
    Arkandaki sürü ne
    Beni yârdan ayıran
    Sürüm sürüm sürüne
    Yukarıdaki dizelerde “sürü ne” ve “sürüne” yazılışları aynı, ama anlamları farklı sözcüklerdir. Bu yüzden bu sözcükler cinaslı kafiyeyi oluşturmaktadır.

3. Redif

Dize sonlarındaki yazılışları, görevleri ve anlamları aynı olan ek, sözcük ya da sözcük gruplarına redifdenir. Redif, sadece eklerden oluşmaz. Hem ek hem sözcükten, hatta sözcük gruplarından da oluşabilir.

Örnekler
  • Açılmış çiçektir her gülen dudak 
    Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak
    Bu dizelerde “gülen dudak” sözcükleri 
  • İyi doğru sözler onda
    Şefkat dolu gözler onda
    Bu dizelerde ise “-ler” eki ve “onda” sözcükleri görevleri ve anlamları aynı olduğu için redifi oluşturmuştur.

4. Kafiye Şeması (Uyak Düzeni / Kafiye Örgüsü)

Kafiye düzeni şiirin biçimsel bir özelliğidir. Kafiye düzeni (örgüsü), dizelerin sonlarına bakılarak çıkarılır.
Kafiye örgüsünün, mısraların son seslerindeki düzene göre çeşitleri vardır.

4.1. Düz Kafiye (Düz Uyak)

Bir dörtlükte bütün dizelerin ya da ilk üç dizenin veya birinci dizeyle ikinci, üçüncü dizeyle dördüncü dizenin kafiyeli oluşuna düz uyak denir, “aaaa”“aaab”“aabb” gibi.

……………a             |               ……………a             |              ……………a
……………a             |               ……………a             |              ……………a
……………a             |               ……………a             |              ……………b
……………a             |               ……………b             |              ……………b

Örnekler
Ayaklar, çeşit çeşit kunduralar içinde           (a)
Ayaklar, yarı çıplak, paçavralar içinde          (a)
Ayaklar, odalarda, bir çift yavru güvercin       (b)
Tutup avuca almak, okşayıp öpmek için         (b)

4.2. Çapraz Kafiye (Çapraz Uyak)

Dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri ile ikinci ve dördüncü dizelerinin kendi aralarında kafiyelenmesine çapraz uyak denir.

……………a
……………b
……………a
……………b

Örnekler
Bir garip rüya rengiyle            (a)
Uyumuş gibi her şekil             (b)
Rüzgârda uçan tüy bile           (a)
Benim kadar hafif değil           (b)

4.3. Sarma Kafiye (Sarma Uyak)

Dörtlüğün birinci ve dördüncü dizeleri ile ikinci ve üçüncü dizelerinin kendi arasında kafiyeli olmasına sarma kafiye denir.

……………a
……………b
……………b
……………a

Örnekler
Her dakika biraz daha kırılan                   (a)
Kalbim parçalanmış, yazıkiçimde          (b)
Artık ızdırap yok, artık içimde                 (b)
Çöreklenmeyecek her gün bir yılan          (a)

B. Şiir Türleri

Her şiirin belli bir konusu, üslubu vardır. Kimi aşk, ayrılık konusunu işler, kimi okura bir bilgiyi özlü bir şekilde verir, kimi ise birini eleştirir. İşte şiirlerin bunlara göre sınıflandırılması şiir türlerini ortaya koyar. Bunlar Yunanca’daki adlarıyla adlandırılır: Lirik, Epik, Didaktik, Pastoral, Satirik. Tanzimat’tan sonra oluşan bu adlandırmadan önce Türk şiiri, nazım şekillerine göre sınıflandırılırdı: Gazel, Kaside, Şarkı, Koşma, Destan, Varsağı, Mani, Ağıt vb.

1. Lirik Şiir (Duygusal Şiir)

İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiirlere lirik şiir denir. Bu şiirlerde “sevgi, özlem, ayrılık” gibi konular işlenir.

Örnekler
  • Nasıl acıkırsa susarsa insan
    Öyle sevdim bir memleket kızını
    Bir şey bu aşkın artırdı hızını
    Aramıza dağlar deryalar koyan
    Bu dörtlükte olduğu gibi lirik şiirde hayal, duygu ve coşkunluk birinci plandadır.

2. Epik Şiir (Destansal Şiir)

Kahramanlık, yiğitlik, savaş konularını işleyen ya da tarihsel bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlere epik şiir denir.

Örnekler
  • Bizdik o hücumun aşkıyla kanatlı
    Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı
    Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle
    Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle
    Bu dörtlükte olduğu gibi epik şiirler, okuyanlarda vatan ve millet sevgisi oluşturur.

3. Didaktik Şiir (Öğretici Şiir)

Belli bir düşünceyi kabul ettirmek veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak için yazılan öğretici şiirlere didaktik şiir denir.

Örnekler
  • Piknik, gezi yaparken
    Çöp bırakma geride
    Çayırlarda yürürken
    Zarar verme çiçeğe
    Bu dörtlükte kişilerde çevre bilinci oluşturma amaçlanmıştır. Şair, şiir yolu ile okuyucusunu çevre konusunda bilinçlendirmeyi amaçlamıştır

NOT  Fabl da didaktik şiir sayılabilir.Bu türde amaç, insanların hatalarını düzeltmek, onlara yol göstermektir. Fabllardaki düşsel unsurlar birer araçtır. Asıl hedeflenen ise ahlaki derstir. İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verilerek, bu varlıklar öyle hareket ettirilir.

4. Pastoral Şiir (Doğa Şiiri)

Doğa güzelliklerini; orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bu hayata duyulan özlemi ifade eden şiir türüne pastoral şiir denir.

Örnekler
  • Gümüş bir dumanla kapandı her yer
    Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
    Sürüler, çeşmeler, sarı çiçekler
    Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı

 

5. Satirik Şiir (Yergi Şiiri)

Toplum hayatındaki aksayan yönlerin, düzensizliklerin; insanların çeşitli konulardaki beceriksizliklerinin ve zayıflıklarının anlatıldığı yergi şiirlerine satirik şiir denir. Bu şiir türü, Halk edebiyatında “taşlama”; Divan edebiyatında “hicviye”; günümüz edebiyatında ise “yergi” adıyla bilinir.

Örnekler
  • Cüzdanı görseler itin boynunda
    “Buyur baş sedire it ağa.” derler
    Eğer paran yoksa senin koynunda
    “Defol git şuradan kurbağa!” derler
    Bu dörtlükte insana değil de paraya önem verilmesi eleştirilmekte, toplumsal bir sorun dile getirilmektedir.

6. Mani

Başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türüdür.

  • Anonim halk edebiyatının en yaygın şeklidir. Söyleyeni belli değildir.
  • Genellikle yedi heceli bir dörtlükten oluşur. Ama mısra sayıları 5,6,7,8 hatta 14 olan maniler de vardır.
  • Uyak düzeni aaxa şeklindedir.
  • Manilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Bunlara doldurma dizeler denir.
  • Temel duygu ve düşünce son iki dizede ortaya çıkar.
Örnekler
  • Bahçelerde saz olur.
    Gül açılır yaz olur.
    Ben yârime gül demem,
    Gülün ömrü az olur.
  • Deniz geçer sal değil.
    Sözlerim masal değil.
    Gönül çarşıda pazarda,
    Satılacak mal değil.

  • Karpuzlar yenmez oldu.
    Sıcaktan benzim soldu.
    Bir yar sevdim o dahi,
    Gitti de gelmez oldu.